BU EN ÜST BÖLÜMDEKİ BAZI REKLAMLAR - Sayfamızın üstündeki zaman zaman görüntülenen Windows Internet Explorer'in kendi Reklamıdır.- SİTEMİZ DIŞI BİR UYGULAMADIR.
   
 
  ŞEHİTLERİMİZ

ülkücü Şehitlerimiz

''Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Onlar hayattadırlar lakin sizler hissetmezsiniz''(Bakara,154)

... BU VATAN İÇİN,  BİNLERCE...  ŞEHİT VERİRKEN;
UNUTMADIĞIMIZ VE ASLA UNUTMAYACAĞIMIZ...
KARA EYLÜL...

MUSTAFA PEHLİVANOĞLU 7 Ekim 1980 Ankara
CEVDET KARAKAŞ 4 Haziran 1981 Elazığ
İSMET ŞAHİN 20 Ağustos 1981 İstanbul
FİKRİ ARIKAN 27 Mart 1982 Ankara
CENGİZ BAKTEMUR 30 Nisan 1982 Elazığ
ŞAHABETTİN OVALI 12 Haziran 1982 Sinop
ALİ BÜLENT ORKAN 13 Ağustos 1982 Ankara
AHMET KERSE 31 Ocak 1983 Gaziantep
SELÇUK DURACIK 5 Haziran 1983 İzmir
HALİL ESENDAĞ 5 Haziran 1983 İzmir
UNUTMAK, MAHVOLMAKTIR. BİZ UNUTMADIK!..
KARA EYLÜL...
12 EYLÜL ZULMÜNDE;
Ankara'da
Bekir Bağ, Malatya'da
Aydın Demirkol ve Mehmet Kazgan, isimli ülküdaşlarımız,
sorgulardaki ağır işkencelerden dolayı şehit düştüler. Hüseyin
Kurumahmutoğlu
isimli ülküdaşımız da Mamak zindanlarında gördüğü işkenceden
dolayı şehit düşmüştür...
RUHLARI ŞAD MEKANLARI CENNET OLSUN

Bu Dava Uğrunda Can Veren Şehitlerimize Allahtan Rahmet Diliyoruz. Ruhları Şad Olsun!!

 

MUSTAFA PEHLİVANOĞLU

(İdam Tarihi: 7.10.1980)



Ankara'nın Balgat semtinde oturuyor olup 22 yaşındaydı. ülkücülük suçundan cezaevine girmiş ve idam cezasına mahkum edilmişti. Mamak Askeri Cezaevi'de yatarken bir fırsatını bularak kaçmayı başardıysa da kısa bir müddet sonra tekrar yakalandı. 12 Eylül cuntası tarafından, idam edilmesi için verilen emir, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nde yerine getirildi ve sabahın erken saatlerinde asılmak suretiyle şehit edildi. Cenazesi, Ankara Karşıyaka Mezarlığı'na defnedildi.

 

 

 

 

 

 

 

SELÇUK DURACIK

(İdam Tarihi: 5.6.1983)



Yugoslavya göçmeni bir ailenin çocuğu olup 22 yaşındaydı. Ailece, Manisa'nın Turgutlu ilçesinde oturuyor, seyyar satıcılık yapıyordu. Daha önce de bir kaç defa ülkücülük suçundan cezaevine girmişti. polisler tarafından arandığını öğrenince kendiliğinden giderek emniyete teslim olmuş fakat, yargılandığı '12 Eylül Adaleti' dağıtan İzmir 2. Numaralı Askeri Mahkemesi tarafından idam cezasına çarptırılmıştı. 3 Haziran günü, idam edildiğine dair haberler radyodan yayınlanırken İzmir Emniyet Müdürlüğü'nde işkence ile yeni ifadeleri alınmaya çalışılıyordu. İki gün sonra Buca Kapalı Cezaevi'nde sabaha karşı asılarak şehit edildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HALİL ESENDAĞ

(İdam Tarihi: 5.6.1983)



Manisa'nın Saruhanlı kazasına bağlı Gözlet köyündendi. 21 yaşında olup evliydi. Bir takım olaylara karıştığı iddiasıyla polisler tarafından yakalandı. Tutuklandıktan kısa bir süre sonra, 12. Eylül mahkemeleri tarafından idama mahkum edildi. 3 Haziran tarihinde, hakkındaki idam cezasının sabaha karşı infaz edildiğine dair radyo ve TV.'den yayın yapılmasına rağmen, polisler tarafından cezaevinden alınıp Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Burada, 'itiraf' etmesi için iki gün boyunca akıl almaz işkenceler yapıldı ve 5 Haziran günü Buca Cezaevi'ne geri getirilip, sabahın ilk saatlerinde asılarak şehit edildi.

 

 

 

 

 

 

 

FİKRİ ARIKAN

(İdam Tarihi: 27.3.1982)



Çorum'un Alaca kazasından olup 32 yaşındaydı. Ankara Türközü Bademlidere semtinde oturuyordu. Ankara'da cereyan eden bir takım olaylara karıştığı iddiasıyla tutuklanarak Mamak Askeri Cezaevi'ne kapatılmıştı. Yargılandığı 12 Eylül mahkemelerinde 'idam'ına karar verildi. 27 Mart günü, sabahın ilk saatlerinde Mamak Cezaevi'nde kaldığı ölüm hücresinden çıkarılarak götürüldüğü Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nde asılarak şehit edildi. Cenazesi, Ankara Karşıyaka Mezarlığı'na defnedildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

CEVDET KARAKAŞ

(İdam Tarihi: 2.6.1981)



Elazığ'lı olup 21 yaşındaydı. Ailesi ile birlikte Almanya'da bulunuyorken, Türkiye'ye, vatanına dönmüştü. Elazığ'da cereyan eden bir olaya adı karıştığı için tutuklandı ve 12 Eylül Mahkemeleri'nde yargılanarak idam cezasına çarptırıldı. 2 Haziran günü, sabahın erken saatlerinde Elazığ Kapalı Cezaevi'nde asılarak şehit edildi.

 

 

 

 

 

 

 

ALİ BüLENT ORKAN

(İdam Tarihi: 13.8.1982)



Samsun'luydu. 25 yaşında olup ailece Ankara'nın Etlik Aşağıeğlence semtinde oturuyordu. İncirli Lisesi gece bölümü öğrencisiydi. 1980 öncesinde meydana gelen bazı olaylar sebebiyle yargılandığı 12 Eylül mahkemelerinde idam cezasına çarptırıldı. Kapatıldığı Mamak Askeri Cezaevi'nin ölüm hücresinden sabaha karşı alınarak götürüldüğü Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nin infaz bahçesinde asılarak şehit edildi. Cenazesi, Ankara Karşıyaka Asri Mezarlığı'na defnedildi.

 

 

 

 

 

 

 

AHMET KERSE

(İdam Tarihi: 30.1.1983)



Gaziantep'in Oğuzeli ilçesine bağlı Gürsu köyündendi. Gaziantep Eğitim Enstitüsü'nde okuyordu. 1980 yılı Şubat ayında, polisler tarafından Kilis'te yakalanarak gözaltına alınıp bir ay süreyle işkence yapıldı. Çıkarıldığı 12 Eylül mahkemelerinde de, bütün şahitlerin, aleyhine ifade vermedikleri için tutuklandıkları bir yargılamadan sonra, 8 Temmuz 1981 tarihinde idam cezasına mahkum edildi. 25 yaşındayken, tutuklu bulunduğu Gaziantep Cezaevi'nin infaz bahçesinde sabaha karşı asılarak şehit edildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

CENGİZ BAKTEMUR

(İdam Tarihi: 2.5.1982)



Malatya'nın Doğanşehir ilçesine bağlı Polat köyünden olup 20 yaşındaydı. Ailece, Doğanşehir'de Yeni Belediye Garajı'nın yakınında oturuyorlardı. Liseyi yeni bitirmişti. Doğanşehir'de meydana gelen bir olaya adı karıştığı için tutuklanıp cezaevine kapatıldı ve 12 Eylül Mahkemeleri'nde yargılanarak idam cezasına mahkum edildi. 2 Mayıs günü, sabahın erken saatlerinde Elazığ Kapalı Cezaevi'nde asılarak şehit edildi. Mahkemede idam cezasına çarptırıldığını öğrenen annesi, ruhi bunalım geçirdi. Şehadetini duyunca da felç oldu. Cenazesi, Doğanşehir Mezarlığı'na defnedildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ADNAN KOÇ


ARALIK 1979
İzmir-Buca'dandı. Ailece Buca'da oturuyorlardı. Yetimdi. Buca üGD Yönetim Kurulu üyesiydi. Komünistler tarafından üGD binasına yapılan baskın sırasında şehit edildi. Cenazesi Buca'da toprağa verildi.

 

 

 

 

AYŞE ÇETİNKAYA


12 HAZİRAN 1980
Adana'da Yürttaş İplik Fabrikası'nda işçi olarak çalışıyordu ve MİSK işçi temsilciliği yapıyordu. 31 yaşındaydı. Olay günü akşam evinde oturduğu bir sırada kapısını açtıran komünist katiller tarafından vurularak şehid edildi. Cenazesi Adana Asri Mezarlığı'nda defnedildi.

 

 

ABDULLAH GüLBAHAR


2 OCAK 1978
Ankara'lıydı. Milli Eğitim Bakanlığı'nda memur olarak çalışıyordu Ankara Ticaret ve Turizm Yüksek Öğretmen Okulu ögrencisi olup, 20 yaşındaydı. Ankara Hasköy'de işinden evine dönerken komünistler tarafından kaçırıldı. Ağır işkencelere maruz kalmış bir halde Hasköy Su Deposu civarında ağır yaralı olarak bulundu. Hastaneye kaldırıldıysa da kurtarılamıyarak şehid oldu. Cenazesi Ankara Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verildi.

 

 

 

 

ADEM PEKMEZCİ


Yozgat'lıydı. Ailece Ankara-Akdere Peyami Safa mahallesinde oturuyorlardı. 15 yaşındaydı. Ankara 29 Ekim Ortaokulu öğrencısiydi. Evinde otururken komünist katillerin pencereden içeriye ateş açmaları sonucu vurularak şehit edildi. Bir yıl önce de Abidinpaşa Su Deposu önünde silahlı saldırıya uğrayarak ağır yaralanmıştı

 

 

 

 

AHMET ADİL OKUR


5 ŞUBAT 1980
Antalya'nın Manavgat ilçesindendi. 48 yaşında olup evli ve altı çocuk babasıydı. 1956 yılında Ankara Hukuk Fakultesi'nden mezun olduktan sonra avukatlık yapmaya başlamıştı. Antalya'da MHP kurucularından olup milletvekili adayı olmuş ve bir dönem il başkanlığı görevinde bulunmuştu. Ant-Birlik'te Baş Hukuk Müşavirliği yapıyordu. Şehadetinden bir ay önce Ant-Birlik'teki komünistlerin direnişi sırasında işgalciler tarafından 5 gün rehin tutulmuştu. Olay günü akşam üzeri saat 17:30 sıralarında evine giderken yolda duvarlara yazı yazan bir gurup komünist militanın saldırısına uğrayıp, silahla vurularak şehid edildi. Cenazesi Manavgat'ta toprağa verildi.

 

 

ALİ ÇAKIROĞLU


9 ŞUBAT 1978
Trabzon'luydu. üniversite hazırlık kurslarına katılmak için memleketinden İstanbul'a gelmişti. 18 yaşındaydı. İstanbul Selimiye Çiçekçi mahallesinde komünistler tarafından arkadan vurularak ağır yaralandı. Devlet hastanesine kaldırıldıysa da kurtarılamıyarak şehid oldu.

 

 

ALPARSLAN GüMüŞ


3 KASIM 1975
Afyon'un Bolvadin kazasındandı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Matematik Bölümü 2.sınıf öğrencisiydi. Yıldırım Beyazıt Öğrenci Yurdu'nda kalıyordu. 22 yaşındaydı. Olay günü okula geldiğı bir sırada okulun önünde önceden bekleyen otuz-kırk kişilik komünist gruptan otamatik silahlarla açılan yaylım ateşi sırasında başından aldığı kurşun yarası sebebiyle ağır yaralandı. Hacettepe Hastanesine kaldırılarak acilen beyin ameliyatına alındıysa da, kurtarılamayarak şehid oldu. Cenazesi Bolvadin'de toprağa verildi.

 

 

ALPER TUNGA UYTUN


13 NİSAN 1979
Tunceli'nin Çemişkezek kazasından olup, 24 yaşındaydı. Ankara-Keçiören Lisesi'nden mezun olduktan sonra İstanbul Anadoluhisarı Gençlik ve Spor Akademisine girmişti. Şehadeti sırasında bu okulun son sınıf öğrencisiydi. Ailece İstanbul-Erenköyde oturmaktaydılar. Okulun öğrenci derneği başkanıydı. Olay günü arkadaşlarıyla birlikte Cuma namazını kılmak için gittikleri okul yakınında ki bir camiden çıkarken cami önünde bekleyen bir grup komünist militanının (piçinin) saldırısına uğrayarak bıçakla üç yerinden ağır yaralandı. Acilen Beykoz Devlet Hastanesi'ne oradan da Paşabahçe'de başka bir hastaneye kaldırıldıysa dayapılan bütün müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehid oldu. Cenazesi İstanbul Çengelköy mezarlığına defnedildi. Cami önünde bıcakla vurulduğunda camiden çıkan ve olayı tepkisiz seyreden cemaate hitaben söylediği ibret verici „Bir müslümana saldırılıyor. Hiç biriniz müdahale etmiyorsunuz. Böyle giderse korkarım yakında sizler de aynı akıbete uğrarsınız..!' sözleri daha sonra gerçekleşmiş ve bu caminin cemaatinden bir çok insan komünistler tarafından saldırıya maruz kalmıştır

 

 

ABDURAHMAN KILIÇ


15 MART 1980

Gaziantep- Batak'tandı. 23 yaşındaydı. 1979 yılında memleketinde işlenmiş bir cinayetin zanlısı olarak tutuklanmış ve Adana Kapalı Cezaevi'nde yatmaktaydı. Komünistlerin başlattıkları isyan sonucu arkadaşı Hasan Hüseyin Akbaş ile birlikte şiş ve bıçak darbeleriyle şehid düştü. Cenazesi memleketinde toprağa verildi.

 

 

 

 

 

 

ADEM TOMAY


8 SUBAT 1980
Adapazarı'nın Geyve ilçesine bağlı Akkaya köyündendi. İstanbul'da Maltepe sıgara fabrikasında çalışıyordu. 26 yaşındaydı. Evliydi ve şehadeti sırasında altı aylık bir kız çocuğu vardı. Yanında arkadaşları Mehmet Görür ve İsmail Başaran olduğu halde Cuma günü öğleden sonra Haydarpaşa-Gebze banliyö treniyle memleketine giderken Pendik yakınlarında trende bulunan bir grup komünist militan silahlarını çekerek yolcuları yere yatırdıktan sonra Adem Tomay ve arkadaşlarını kurşuna dizmek suretiyle şehit ettiler.

 

 

 

 

BEKİR ÇİFTER


18 EKİM 1979
Kayserili olup, ailece Kayseri'nin Emek mahallesinde oturuyorlardı. 16 yaşındaydı ve Kayseri Sanat Okulu'nda öğrenciydi. Olay günü okuldan evine dönerken Burç yakınlarında komünistlerce açılan ateş neticesinde ağır yaralandı. Hastaneye kaldırıldıysa da, doktorların ilgisizliği sebebiyle şehid oldu. Cenazesi Kayseri Asri Mezarlığı'nda toprağa verildi. Ailesinin tek erkek çocuğuydu.

 

 

 

 

BAKİ YEŞİLOĞLU


29 TEMMUZ 1978
Kırıkkale'liydi. 36 yaşında, evli ve iki çocuk babasıydı. Ailece Bursa'da ikamet ediyorlardı. Tofaş fabrikasında işçi olarak çalışıyor ve sendika temsilciliği yapıyordu. MİSK mensubuydu. Fabrikada sendika mücadeleri sırasında meydana gelen bir olaydan dolayı tutuklanmış ve Bursa Kapalı Cezaevi'ne konmuştu. Cezaevinde de sürdürdüğü siyasi faaliyetler sebebiyle Balıkesir Kapalı Cezaevi'ne sürgün edildi. Olay günü Cezaevi idaresi tarafından telefon çağrısı olduğu söylenerek koğuşundan alınıp idare binasına götürüldüğünde böyle bir çağrının olmadığı, kendisini telefonla kimsenin aramadığını öğrenerek geri koğuşuna dönerken sol siyasi kısmında kasıtlı olarak açık bırakılan kapılardan ellerinde şiş ve bıçaklarla çıkan komünist militanların saldırısı neticesi karşı koyup mücadele etmesine rağmen şehid düştü. Cenazesi memleketi Kırıkalale'de toprağa verildi.

 

 

BEKİR ÇON


3 ARALIK 1977
Samsun'un Havza kazasına bağlı Kamlık köyündendi. ülkücü bir aileye bağlı olup, daha önce amcasının oğlu da şehid edilmişti. Lise mezunuydu ve 22 yaşındaydı. 19 Kasım 1977 tarihinde Suluova'da yapılan MHP eğlence gecesine Havzalı ülücülerle birlikte gidip, Suluova'da Emek Sineması'nda eğlenceye katıldığı bir sırada daha önceden salona yerleştirilen saatli bir bombanın infilakıyla yanında bulunan arkadaşıyla birlikte ağır yaralandı. Merzifon Devlet Hastanesine kaldırıldıysa da tıbbı yetersizlikler sebebiyle Ankara Yüksek İhtisas Hastanesine kaldırıldı. Bir müddet tedavi görmesine rağmen kurtarılamıyarak saat 23.00 sıralarında şehid oldu. Uzun müddet Havza üOD'de çeşitli görevlerde bulunmuştu. Cenazesi Havza'da toprağa verildi.

BAYRAM ÇONOĞLU
TEMMUZ 1977
Samsun'un Havza kazasındandı. Erzurum İşletmecilik Fakultesi 1. Sınıf öğrencisiydi. 18 yaşındaydı. Ailece Havza'da oturuyorlardı. Okul tatili münasebetiyle memleketinde bulunduğu bir sırada pazar yerinde komünistlerle üOD binasının önünde çıkan bir kavgada arkadan bıçaklanarak ağır bir şekilde yaralandı. Hastaneye kaldırılırken de yolda şehid oldu. Cenazesi Havza mezarlığında defnedildi.

CEMAL GüLBAY
16 MAYIS 1979
Rize'nin Ardeşen ilçesine bağlı Işıklı köyündendi. 45 yaşında olup, İstanbul-Hasköy'de terzilik yapıyordu. Beyoğlu MHP ilçe eski başkanlarındandı. Evli ve çocuk sahibiydi. Fikirtepe'de komünistler tarafından vurularak şehid edildi. Cenazesi memleketinde toprağa verildi.

CEMİL AYDIN
Manisa'nın Salihli kazasındandı. 30 yaşlarında olup, Manisa'nın Malta mahallesinde bakkallık yapıyordu. Olay günü komünist militanların bakkal dükkanlarına yaptıkları silahlı baskında vurularak şehid edildi.

DURAN KÖMEKÇİ
1980
Adana'nın Karataş ilçesine bağlı Tuzluoğlu köyünden olup, Adana'da Yenibey mahallesinde oturuyor ve aynı mahallenin muhtarlığını yapıyordu. Evli ve 5 çocuk babasıydı. Küçük oğlu ile birlikte evlerine giderlerken komünistlerin silahlı saldırısına uğrayarak şehid oldu. Bu saldırı sırasında oğlu da şehid oldu. O sırada bir oğlu da ülkücülük suçundan cezaevinde yatıyordu.

DURSUN ÖNKUZU
23 KASIM 1970
Tokat'ın Zile kazasındandı. Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu öğrencisiydi. İşgal altındaki okulda komünistler tarafından yakalanıp üç gün süren ve bisiklet pompasıyla ciğerlerine hava basmaya varan işkenceler yapıldıktan sonra okulun üçüncü katından aşağıya atılarak şehid edildi. Cenazesi memleketinde toprağa verildi.

EFRAHİM ŞEKER
15 HAZİRAN 1979
İstanbul-Yıldırım mahallesinde oturuyordu. Bakırköy MHP ilçe teşlilatında çeşitli görevler almıştı. Bulgaristan göçmeni bir aileye mensup olup, öğretmenlik yapmaktaydı. Komünist katiller tarafından pusuya düşürülerek kurşunlanmak suretiyle şehid edildi.

ERHAN CENGİZ
30 AĞUSTOS 1980
18 yaşındaydı. Ailece İzmit'te oturuyorlardı. Lise mezunuydu. Olay günü gece saat 22.00 sıralarında İstanbul Şehremini Başvekil Caddesi Odabaşı meydanında bir telefon klubesinde telefon görüşmesi yaparken, dokuz komünist militan tarafından ateş açıldı. Kafasına isabet eden tek kurşunla orada şehit duştu

FAHRİYE ALTINOK
24 HAZİRAN 1980
İstanbul Gaziosmanpaşa MHP İlçe Başkanı Ali Rıza Altınok'un eşiydi. 50 yaşında olup, iki çocuk annesiydi. Gaziosmanpaşa MHP İlçe Kadın Kolları Başkanlığı yapıyordu. Olay günü saat 12.45 sıralarında Rami'da bulunan evlerine baskın yapan komünist militanlar tarafından eşi ve kızıyla birlikte şehid edildi. Cenazesi Aşiyan mezarlığına defnedildi.

FERİDUN BAŞ
22 MART 1978
Samsun'da lise öğretmenilği yapmaktaydı. ülkü-Bir mensubuydu, 30 yaşlarında olup evliydi. Olay günü komünist militanlarca silah zoruyla kaçırılıp Havza kazası yakınlarında kırlık arazide bir ağaca bağlanarak işkence yapmak suretiyle şehid edildi.

AHMET DURAN ÖZHORTA
4 KASIM 1979
Adana'nın Arıklı köyündendi. 45 yaşında olup evli ve 5 çocuk babasıydı. Adana'nın Denizli mahallesinde bulunan Zorlu Fırını önünde komünistler tarafından vurularak ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılırken yolda şehid oldu. Daha önce de komünistlerce defalarca saldırıya uğramışlar bir defasında da evleri yakılmıştı. Yeğeni Mustafa Karacan bir yıl önce komünistlerce şehit edilmişti. Cenazesi Adana Asri Mezarlığı'nda defnedildi.

ALİ ÇETİNER
8 ŞUBAT 1979
Gaziantep'liydi. Lise mezunu olup 21 yaşındaydı. Gaziantep üGD yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunuyordu. Gece evine dönerken daha önceden pusu kurarak beklemekte olan komünist militanlar tarafından tam evinin kapısını açarken arkasından kurşunlanmak suretiyle şehid edildi. Cenazesi Gaziantep'te toprağa verildi

BüLENT ALP
İstanbul-Zeytinburnu semtinde oturuyordı. 17 yaşında olup, ailece ülkücüydüler. Hasköy-Halıcıoğlu'nda ağabeyine ait marangoz dükkanında çalışıyordu. Komünistler tarafından marangozhaneye baskın yapılarak kurşunlanmak suretiyle şehid edildi. Şehadetinden bir sene daha önce de yine komünistler tarafından silah zoruyla kaçırılmış ve akıl almaz işkenceler görürken, bir fırsatını bulup ellerinden kurtulmuştu.

CELAL ASLAN
HAZİRAN 1980
Çorum'un Emirbağ köyündendi. Çorum'da Eski Ekinpazarı semtinde terzilik yapıyordu. Evli ve üç çocuk babasıydı. Çorum olaylarının başladığı gün Siğorta Hastanesi civarında bulunan evinden kardeşini aramak için çıktığında komünist militanlar tarafından kardeşinin yeri gösterilmek bahanesiyle yakınındaki bir inşaata götürüldü ve orada silahla vurularak ağır yaralandı. Çorum Siğorta Hastahanesi'ne kaldırıldıysa da, tedavi imkanlarının yetersizliği yüzünden Anakara'ya sevkedildi. Ancak kurtarılamayarak şehid oldu. Cenazesi Çorum Ulu Mezarlığı'na defnedildi.

CEMALETTİN KARAASLAN
27 HAZİRAN 1979
Tokat'lıydı. Ailece Tokat'ın Devegörmez mahallesinde oturuyorlardı. Tahsilini tamamlamak için İstanbul'da bulunuyordu. Beyazıtta bulunan Mola kıraathanesinde hemşehrileri Salih Tuncer ve Ahmet Karaman ile birlikte sohbet ettikleri bir sırada daha önceden komünistler tarafından yerleştirilmiş bir saatli bombanın infilak etmesiyle ağır şekilde yaralandı. Kladırıldığı hastanede 5 gün sonra kurtarılamayarak şehid oldu. Bütün vücudu simsiyaholmuştu. Cenazesi memleketinde toprağa verildi.

CEMİL ÇÖLLü
24 HAZİRAN 1979
Manisa'lıydı. 35 yaşında, evli ve çocuk sahibiydi. Manisa'da eczacılık yapıyordu. Aynı zamanda Manisa MHP il başkanıydı. Olay günü saat 15.00 sıralarında eczanesini basan komünist militanlar tarafından kurşunlanarak şehid edildi. Cenazesi Manisa'da toprağa verildi.

CEVDET ACAR
HAZİRAN 1980
Bursa'lıydı. 16 yaşında olup, ailece Araba yatağı semtinde oturuyorlardı. Aynı semtte bulunan babasına ait nalbur dükkanında çalışıyordu. Olay günü dükkanda bulunduğu sırada çivi almak bahanesiyle gelen bir komünist katil tarafından vurularak şehid edildi. Şehadeti sırasında ağabeyi ülkücülük suçundan cezaevinde bulunuyordu. Cenazesi Bursa'da toprağa verildi.

CİHAN KURT
AĞUSTOS 1979
Malatyalıydı. Ailece İskenderun Dumlupınar mahallesinde oturuyorlardı. 16 yaşındaydı. Ağabeyiyle birlikte evlerine giderlerken yedi kişilik bir gurubun saldırısına uğrayıp, aldığı beş bıçak darbesiyle ağır yaralanarak Devlet Hastanesi'ne kaldırıldıysa da kurtarılamayarak şehid oldu. Cenazesi İskenderun Karaağaç mezarlığına defnedildi.

DOĞAN TAŞOLUK
22 AĞUSTOS 1979
Konya'nın Doğanşehir ilçesindendi. 30 yaşında ve evliydi. Konya Seydişehir Alimünyum tesislerinde çalışırken Rusya'ya staj için gönderilene kadar komünizme inanıyordu. Ancak Rusya'yı gördükten sonra daha Türkiye'ye indiği an havaalanından doğruca MHP'ye gidip ülkücü olmuş. Seydişehir Alimünyum tesislerinin komünistlerin hakimiyetine geçmesi üzerine barınamayıp Antalya AntBirlik'e işçi olarak girmek istemişse de, giremeyince Tes-İş sendikasında yönetici olarak çalışmaya başlamış, bir yandan da MİSK'te fahri olarak sendikacılık eğitimciliğl yapıyordu. Olay günü Ramazan Bayramı'nı memleketinde geçirmek için garajlardan otobüs bileti alıp yolda iftar için yiyecek, çocuğu için de oyuncak hediye alarak garajlara tekrar dönerken Cumhuriyet meydanında komünistler tarafından kurşunlanarak şehid edildi. Cenazesi memleketinde toprağa verildi.

EKREM KOCAMAN
Artvin'liydi. Ailece ülkücü fikre sahip olup, Artvin'de Sanat Okulu civarında oturuyorlar ve mobilyacılık yapıyorlardı. 21 yaşındaydı. Adnana'da komonda eri olarak askerliğini yaparken izne geldiği bir sırada anında iki kardeşi de olduğu halde evlerine giderlerken Adliye civarlarında komünistler tarafından pusuya düşürülerek kurşunlandılar. İki kardeşi ağır yaralandı. Kendisi orada şehid oldu. Cenazesi Artvin'de toprağa verildi.

ENVER YAVUZDEMİR
10 ARALIK 1979
Artvin'liydi. Evli ve üç çocuk babası olup, 35 yaşında idi. Artvin'de Orta mahallede oturuyor ve şoförlük yapıyordu. Yanında bir arkadaşıyla barlikte evine giderken komünistler tarafından yolu kesilerek silah tehdidiyle elleri bağlanıp dövülerek Dere mahallesine kadar götürülüp, orada bir müddet işkence yapıldıktan sonra kafasına silahla ateş edilerek şehid edilmiştir. Cenazesi Artvin'in Tütüncüler Köyü'nde toprağa verildi.

ERCüMET YAHNİCİ
27 ARALIK 1979
Bahçelievler BüD'nin kurucularından olup, Mali Bilimler ve Muhasebe Yüksekokulu öğrencisiydi. MEB'nda memur olarak çalışıyordu. ülkücü Memurlar Derneği'nin yöneticilerindendi. Ankara Dumlupınar Caddesi üzerinde bulunan evinden işine gitmek için otosuna binerken pusuda bekleyen komünist katiller tarafından şehid edildi. Daha önce de defalarca komünistlerin saldırılarına maruz kalmıştı.

ERDEM ARABACI
10 EYLüL 1977
Bolu'nun Düzce kazasındandı. 21 yaşındaydı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünden yeni mezun olmuştu. Yenimahalle MHP Gençlik Kolları teşkilatında görevliydi. Demetevler 2. Caddede oturuyordu. Mübarek Ramazan ayında Kadir Gecesi günü iftara yakın saatlerde komünistlerle yaptığı kavgadan sonra yaralanan elini pansuman ettirmek üzere gittiği eczaneden çıkarken kalabalık bir komünist grubun tekrar saldırısına uğradı. Aldığı tek kurşun yarasıyla yere yıkılınca yanına kadar sokulma cesaretini gösteren komünistler tarafından sopalarla dövülerek şehid edildi. Ailesinin tek erkek çocuğuydu, cenazesi Düzce'de toprağa verildi.

EYüP GÖKÇEN
5 OCAK 1978
Tokat'lıydı. 22 yaşındaydı. Liseyi bitirdikten sonra İstanbul Teknin üniversitesini kazanarak bir yıl kadar okula devam edebildi. Ancak okul komünistlerin eline geçmesi üzerine devam edemeyince kaydını Adana Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisine aldırmak zorunda kaldı. İstanbul'da bulunduğu sırada teşkilat bünyesinde çeşitli kademelerde görevlerde bulundu. Adana'da çıkan bir olayda polisler tarafından şedid edildi. Cenazesi memleketi Tokat'ta toprağa verildi.

FARUK FERAH
5 NİSAN 1980
18 yaşındaydı. Ailece Eskişehir'in Esentepe mahallesinde oturuyorlardı. Eskişehir Bahçelievler Lisesi'nden yeni mezun olmuş, ülkücülük suçundan girdiği cezaevinden dokuz gün önce tahliye edilmişti. Eskişehir Genç ülkücüler Derneği başkanlığı yapmaktaydı. Olay günü Eskişehir Köprübaşında miting düzenleyen komünistlerden bir grupla giriştiği silahlı çatışma neticesi vurularak şehid oldu. Cenazesi Esentepe mezarlığına defnedidi. Oğlunu kaybetmenin acısına dayanamayan babası kısa sıra sonra vefat etti. 12 Eylül 1980 den sonra mezar başına dikilen, üzerinde:
'Bir Leyle-yi Kadirde, düşen din için yere' mısra'ı ile başlayan şiirin bulunduğu mezar taşı polisler tarafından sökülerek götürüldü.

ABDULLAH İZCİ
10 ŞUBAT 1979
Kayseri'nin Hacılar kasabasından olup, 20 yaşındaydı. YSE işletmesinde işçi olarak çalışıyordu. Plevne mahallesinde oturuyordu. Aynı mahallede bulunan bir kahvehanede oturduğu sırada saat 21.00 sularında kahvehanenin önünden geçen bir taksi içinden açılan ateş neticesinde vurularak şehit oldu. Cenazesi Kayseri Asri mezarlığına defnedildi.

ABDULLAH GüLBAHAR
2 OCAK 1978
Ankara'lıydı. Milli Eğitim Bakanlığı'nda memur olarak çalışıyordu Ankara Ticaret ve Turizm Yüksek Öğretmen Okulu ögrencisi olup, 20 yaşındaydı. Ankara Hasköy'de işinden evine dönerken komünistler tarafından kaçırıldı. Ağır işkencelere maruz kalmış bir halde Hasköy Su Deposu civarında ağır yaralı olarak bulundu. Hastaneye kaldırıldıysa da kurtarılamıyarak şehid oldu. Cenazesi Ankara Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verildi

ADNAN üNVER
Konya'nın Ereğli kazasındandı. 16 yaşında olup ailece Ereğli'de oturuyorlardı. Olay günü sabah evinden çarşıya giderken Adliye binası önüne geldiği sırada bir komünist militan tarafından kurşunlanarak şehid edildi. Cenazesi Ereğli'de topraga verildi.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Mesajın:
www.ahmetayvaz.tr.gg > OĞUZ SOYU-ÜÇOKLAR KOLU-GÖKHAN BOYUNUN TÜRKÇÜ TURANCI TÜRKMEN ÇEPNİ AYVAZ OTAĞI > www.ayvazahmet.tr.gg
 
TÜRK-İSLÂM ÜLKÜSÜ; Varlık olan Türklük ile, değer olan İslâmın bir birine vuslatıdır, kaynaşarak et ile tırnak misâli oluşlarıdır. Varlık ifade eden Türk`lüğün , değer olan İslâma muhabbetidir
* * *
OĞUL! Eşref-i mâhlük olduğunun şuurundan hareketle, Cenab-ı Hakk`ın nizamını yeryüzünde hakim kılmak gibi yüce bir idealin gerçekleşebilmesi uğruna,bin yıldır İ`LA-YI KELİMETULLAH ÇİZGİSİNDE, maddi ve manevi bütün imkânlarını seferber eden YÜCE TÜRK MİLLETİNİN şerefli bir ferdi olduğunu unutma!
Üstad ORHAN KILIÇOĞLU

* * *
ARVASİ HOCA`NIN FİKİR VE ESERLERİNDEN FAYDALANMAK, O`NU REHBER EDİNMEK HER TÜRK GENCİNİN ÖNCELİKLİ HEDEFİ OLMALIDIR.
Son yıllarda ihmal edilen ülkücü gençlik en Kısa zamanda yeni bir hamle yeni bir şevk ve aşkla; ZİYÂ GÖKALP, ATATÜRK, A.TÜRKEŞ, NİHAL ATSIZ, S. AHMED ARVASİ, NECDET SEVİNÇ`İN fikir ve görüşlerinin karıldığı harmanlardan beslenerek gelişip, olgunlaşıp, kamilleşerek, GÖNLÜNDE TÜRKLÜK ÜLKÜSÜ, DİLİN DE TURAN TÜRKÜSÜYLE YENİDEN BİR ERGENEKON DESTANI YAZMAYI İMANININ RÜKNÜ BELLEMELİDİR…

Üstad ORHAN KILIÇOĞLU
Facebook beğen
 
Reklam
 
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!!! ATATÜRK
 
ALPARSLAN TÜRKEŞ SÖZLERİ
Başbuğ Alparslan Türkeş in özlü sözleri, Ülkücülük , Türk Dünyası ve İslamiyet hakkındaki özlü sözlerini okuyabilirsiniz...
*********************
İdealler yıldızlar gibidir.
Onlara belki ulaşamazsınız ama bakarak yönünüzü tayin edebilirsiniz..

Zafer, asla mahvolduklarını zannedenler
tarafından kazanılamaz.

Dalından kopan yaprağın akibetini rüzgâr tayin eder...

Ahlâkçılık anlayışımız, Türk Ahlâkı ve Müslümanlık inancından meydana gelmiştir.

Başarı için muntazam plânlı çalışma yapmak lâzımdır. Son nefesimizi verinceye kadar çalışacağız.

Bir fikre, bir ideolojiye, kendisinden daha üstün bir fikirle karşı çıkılır. Karşı fikir kaba kuvvetle ezilemez

Biz aziz milletimize müreffah, kuvetli ve büyük bir Türkiye taahhüt ediyoruz; kendimizi millete adıyoruz.Ve Türklük yoluna başlarımızı koyuyoruz.

Bölünme kabul etmez, kutsal bir bütün halinde Büyük Türkiye'yi yeniden inşa edeceğiz...

Cesaret, yüreklilik, atılganlık olmayan hiçbir dâva başarıya ulaşamaz.

Davalarımızın çözümü kendimize dönmek, sarsılmaz bir birlik halinde el ele vermek ve geceli gündüzlü çalışmaya girişmekle mümkündür.

Emirlere mutlak itaat lâzımdır. Laubali, gevşek, disiplinsiz, metotsuz kimselerle dâvamız yürümez. Her şeyde örnek olmak lâzımdır.

Fikir, iman, ülkü aşkı ... İnsanları güçlü yapan bunlardır.

Hepiniz birer Türk Bayrağısınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin yere düşürmeyin.


İnsanlık âleminin en şerefli bir ailesi Türk Milletidir. Dokuz Işık demek, Türk Ülküsü demektir.

İslamiyet'i ele alıp Türklüğü inkâr etmek ihanettir. Bunun tersi de aynı derecede gaflet ve ihanettir.

Kendinizi küçük görmeyiniz. Sizler büyük kuvvetsiniz. Vazifenizi hiçbir zaman unutmayınız. Kuvvet birliktir. Dâvamızın geleceği birliktedir. Birlik, beraberlik içinde olmaktır.

Komünist sistemlerde halkın esaret altında oluşunun sebebi bir mülk sahibi olamamasıdır. Hürriyetin tek garantisi mülkiyettir.

Milletler arasındaki mücadele şuurundan mahrum olan toplumlar başkasının boyunduruğu altına düşerler.

Milletler yabancı kuvvetlerin orduları ve diğer maddi güçleri tarafından yok edilmeden önce, manevi ve fikir güçleri tarafından esaret atına alınırlar. Böyle bir toplumun esir ve yok olması kesin hale gelir.

Millî kalkınmamızı gerçekleştirmek, her Türk ferdini hür yapabilmek için Türk Milletini yeniden kurmak zorundayız. Vatandaşlarımız arasında parti, mezhep, ırk ve bölge farkı gözetmeksizin karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan bağlar dokuyacağız.

Mücadelemiz her ne pahasına olursa olsun, siyasi kazanç mücadelesi değil, ahlâk ve fazilet mücadelesidir. Bu mücadelenin karakteri yıkıcı değil, yapıcı olmaktır. Bu şerefli mücadeleye Türk milletini davet ederim.

Toprak bütünlüğümüzü devletimizin ve milletimizin bölünmezliğini hedef alan hainlere karşı Türk Milleti olarak ayağa kalkmalıyız.

Türk aydınları için Batı'nın sığınması olmak bir ideal olarak benimsenmiştir. Milletimiz için bundan korkunç felaket düşünülemez."

Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.

Türk milliyetçiliği meşru savunma, yüksek insanlık duyguları ve Türk Milletinin kendi tabii haklarının savunulması, korunması duygusu ve iradesinin, şuurunun bir ifadesidir.

Türk töresi, Türk ülküsünün ayrılmaz parçasıdır.

Türk töresinin bir diğer şartı da haddini bilmektir. Haddim bilmek... Ne kendinizi dev aynasında göreceksiniz. Herkese yukarıdan bakacaksınız, ne de kendinizi aşağıdan göreceksiniz, aşağıdan bakacaksınız.

Türk Töresinin bir şartı da yüksek vazife duygusudur. Vazifeyi her ne pahasına olursa olsun yapmaktır. Diğer bir şart, toplum uğrunda her çeşit fedakârlığı yapmaktır. Millete hizmet yolunda şahsi menfaatlerden, şahsi zevklerden feragattir. Vazgeçmektir. Kişiler kendilerini millet için feda ederler. Türk Milleti'nin büyüklüğü böyle yükselecektir. Onu sizler yaşatacak, sizler yükselteceksiniz. Türk Töresinin en önemli bir gereği de sır saklamaktır. Sır saklamak...

Türkçüler Günü olan 3 Mayıs (1944) büsbütün ayrı bir düşüncenin sonucudur. İç düşman olan, kılık değiştirerek milletin içine giren ve hükümetin gafletinden yararlanan komünizme karşı Türkçü gençlerin bir uyarma yürüyüşüdür.

Türkiye'nin yükselişi ithal fikirle olmaz. Hiç bir yabancı, Türkün menfaatlerini Türk Milletinin kendisi kadar düşünemez.

TÜRKLÜK bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur. Ruhsuz beden ceset olur.

Türkün en önemli vasfı teşkilâtçılığıdır.

Ülkücüler, insanlık âlemi içinde ne uşak olmayı, ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyen şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdır.

Ülküsüz insan çamurdan farkı olmayan bir varlıktır.

Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ
Millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek geliştirmek millî ülkümüzdür. ATATÜRK
 
"BİR KIZ ÖĞRENCİYİ BAŞINI ÖRTTÜĞÜ İÇİN TAHSİL HAKKINDA MAHRUM ETMEK İSTİKLAL SAVAŞI BAŞLARINDA VE MARAŞ'TA , DÜŞMANLAR TARAFINDAN BAŞÖRTÜSÜ ÇEKİLİP DÜŞÜRÜLDÜĞÜ İÇİN BAŞLAYAN MİLLİ ŞAHLANIŞIN RUHUNA TÜKÜRMEKTİR."
NECİP FAZIL KISAKÜREK
* * *

Zafer ülkü kaynağının çeşmesidir,
Zafer gönüllerin birleşmesidir.
Gönülleri birleşenler, selam sizlere,
Uzaktan dertleşenler, selam sizlere.

Yüzde yüz Türk olduğun gün cihan senindir...
H.Nihal Atsız
Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça, daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır. ATATÜRK
 
Deme bana Kayı, Oğuz, İlhanlı,
Türküm; Bu ad her ünvandan üstündür.
Yoktur Azer, Kırgız, Özbek, Kazanlı,
Türk Milleti bir bölünmez bütündür.
Ziya Gökâlp
Başarılarda gururu yenmek, felâketlerde ümitsizliğe karşı gelmek lâzımdır. ATATÜRK
 
Ve tarih bir gün, acz içinde kıvrana kıvrana şehadete susamış bir ülkücüden daha müthiş bir silahın keşfedilemediğini yazmak zorunda kalacaktır...

S.Ahmet Arvasi

BU DAVA ÖZÜDÜR İSLAMİYET'İN
BU DAVA GÜNEŞİ, MAZLUM MİLLETİN,
BU DAVA, HERŞEYDEN, HERŞEYDEN ÇETİN,
BU YOLDA DERT, HÜZÜN, GURBET BİZİMDİR.
S.Ahmet Arvasi

16 yaşında ilk şiirlerden biri olan `Ne Gam`, iyi bir başlangıç

Ne gam, varsın dizlerim koşa koşa yorulsun,
Saadetin, dâvanın, gerçek aşkın peşinde...
Boş hayaller kül olup rüzgârlarda savrulsun,
Yaban gülleri gibi solsun çöl güneşinde.
S.Ahmet Arvasi

Henüz 17 yaşındaki bir delikanlının `Özleyiş` şiiri, ecdadına âşık bir delikanlının eski muhteşem çağlara olan hasretini dile getiriyor:

Tuna neden köpürmüş, Kırım neden inliyor?
Nerde parlayan kılıç, nerde o akıncı ced?
Şimdi Hazar uzaktan feryadımı dinliyor,
Ayrıldı mı Kafkaslar yurdumdan ilelebed?
Kıbrıs`ın ayrılışı derd oldu içimizde,
Barbaros`un sesini kaybettik Akdeniz`de,
Adalar yabancı da, dinmez derleri bizde,
Balkan`ımız vatandan ayrıldı mı nihayet?
S.Ahmet Arvasi
 
SON BİR (1) YILIN TOPLAMI 81101 ziyaretçi kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir. CÜZ:21 // AHZÂB SÜRESİ: 33 / 23.ÂYET